19 Ekim 2013 Cumartesi

LEO'NUN AŞKI....!!!!!!

Laf aramızda Esin abla biraz kıskançtır....

Önce bir kendi mucuk gözlü oğlu Hektor'a bakıyor,sonra bir de benim ceylan gözlü oğluma bakıyor ve tabiki doğal olarak kıskançlığından çatır çatır çatlıyor,sonrada hızını alamayarak benim aslan oğluma saymadığını bırakmıyor.

Loo-kılıksız-sokak çocuğu-görgüsüz-öküz-konyakçı ,benim ceylan gözlü oğlum için seçtiği sıfatlardan sadece birkaç tanesi.

Bu kadar rencide edilmesine rağmen Leo, Esin ablayı bitmeyen bir aşkla sever...

Bence bu aşk, çok da karşılıksız sayılmaz.Siz ne dersiniz?



18 Ekim 2013 Cuma

DİYARBAKIR...!!!!

Kurban Bayramı tatili tam dokuz gün.Sizce ben bu fırsatı kaçırırmıyım?

Tabiki de kaçırmadım,tatilin iki gününü Diyarbakır gezisine ayırdım.

Neden Diyarbakır?Çünkü orada çakı gibi bir askerimiz var.

Hal böyle olunca,askerimizin cici karıcığı,anneciği ve de sevgili anneanneciği,benden önce
düldüle doluştular.

16.Ekim.2013 saat:4.30 da düştük Diyarbakır yollarına,tam 5 saat sonra Diyarbakırdaydık.....


Askerimizi teslim aldıktan sonra,sabah kahvaltısı için Dicle nehri kıyısında bir piknik alanı bulduk...
 
 

Güneş aşırı derecede ısıtmaya başlayınca,kampımızı ağaçların arasına taşıdık....

                                                Ünoşum yine mutlulukdan dört köşe
 kendi demlediğimiz çay...görüldüğü üzere;ince belli bardaklar bile unutulmamış.....
                                                                 
 
 Ertesi gün,otelde yapılan kahvaltıdan sonra,sohbet etmek için gittiğimiz Kahve Diyarı...

İnsanlar güler yüzlü,servis harika,ikramlar çok lezzetli,yolu düşen herkese uğramasını tavsiye ederim.

 Bu sefer acemiliğime geldi,bir dahaki sefere ben de bundan yiyeceğim....


                                                Ünoşun Türk kahvesi keyfi....
Teknolojiyi seviyorum...bundan sonra nereye gidelim diye düşünürken, internetten Diyarbakırın
görülecek yerlerini aramaya başladık.Meğerse bir gün önce piknik yaptığımız Diclenin üzerindeki 10 gözlü köprü çok popülermiş,Bu yörenin insanları, Dicle nehrinin Allaha giden yol olarak görüp,tam da Kurban bayramında yazdıkları dileklerini köprünün üstünden attıklarında,dileklerinin kabul olacağına inanılarmış....Hemen oracıkta peçetelere yazdığımız dileklerimizi 10 gözlü köprüden atmak için yola koyuluyoruz........
 
Önce hatıra fotoları çekmek gerek....






                       Sizce bu gelin-kaynana nereye gidiyorlar böyle koştura koştura....
 Cevap: tabiki de dileklerinin,yolda takılmadan, Allaha ulaşacak, en uygun yeri bulmaya çalışıyorlar..


                             Muharrem Ustada yenilen nefis bir öğle yemeğinden sonra....
 


                                           Adana'ya dönmek için yola koyuluyoruz.....







 

13 Ekim 2013 Pazar

BEN MASUMUM...!!!!!!

 
Eyyyy, beni bir ömür boyu,sokakdan toplayıp eve getirdiğim hayvanlar için suçlayıp,"yazık değilmi bu kadına,hiç mi acımıyorsun annene"diyen gafiller....
 
Ben masumum....!!!!!
 
Ahan da bunlar kanıtları....
 




 

 
 
 










20 Ağustos 2013 Salı

NAPALIM...? NAPALIM...? HADİ NOSTALJİ YAPALIM :)))

Atalar boşuna dememiş" alışmış kudurmuştan beterdir" diye,Karadeniz'den döneli
daha bir hafta olmadan,ne yapsak?ne etsek?nereye gitsek diye planlar-programlar yapılmaya başladı bile...napalım ? napalım? dedik,sonunda teneke kızlar çetesi olarak, Niğde'ye gidip nostalji yapmaya oy birliğiyle karar verdik.Öyle -böyle değil tam 45 yıl öncenin nostaljisi.....
Niğde...çocukluğumun büyülü şehri..eskiden Niğde'nin sakinleri,yaz aylarında kendi yaylalarına gider,şehirdeki kışlık evlerini de Adanalı yaylacılara kiraya verirlerdi.Sülale boyu gidildiği için her aile kendine bir ev tutar,aynı Adana'da olduğu gibi burada da insanlar birbirine misafirliğe gidip-gelirlerdi.Katılım o kadar çoktu ki, T.C.D.D., Adana-Niğde arası seferlerine ek olarak yaylacı trenini de eklemişti.Kadınlar ve çocuklar yaylada kalırken; babalar bir hafta boyunca Adana'da çalışırlar,ancak hafta sonu Niğde'ye gelirlerdi.En büyük eğlencelerimizden biri,cuma akşamları
tren karşılamaya gitmekti.O zamanlar iki sineması vardı Niğdenin;YENİ sinema ve BÜYÜK sinema,
sülale boyu sözleşerek,cumbur cemaat ,mutlaka hafta iki kez sinemalara giderdik.Ve ayçiçeği Niğdenin olmazsa olmazı,sinemalarda,balkonlarda parklar da çitlerdikte,çitlerdik....
 
 
18.08.2013 pazar günü yine düştük yollara,bu sefer Ünoş'un ısrarlarına dayanamayan Rezzan tenekesi de bizimleydi....
 
 
                         Yine herzaman ki gibi sabah kahvaltısını Pelit tesislerinde yaptık...
Bu sefer tam techizatlıyız...buzluğumuza ek olarak,bir piknik sepeti ve iki kamp koltuğu bize eşlik etmekte.....
                                      Sanırsın bu kameriye bizim için inşa etmişler....

                             Esin abla da,ben de çokaaaan büyümekden umudumuzu kestik......
                                            Sanırım ikimiz de ölene kadar çocuk kalacağız......
                                                           Biz hadi yine neyse de.....
Koca kadın Ünoş'a ne demeli.....?????
                                                                     Kahve molası.....


                                                         Kahveler Esin tenekesinden sorulur......

                                                Bizimkiler yine işbaşındalar........
Rezzan bu işte biraz acemi....bu "hırkızları" birdaha yanımızda getirmeyelim diyorr...


Ve en nihayet NİĞDE..... 





                                                     Niğde kalesine doğru giderken.....

       Dile kolay tam 45 yıl....bu zaman süresinde şehir tabiki de çok büyümüş ve gelişmiş.Ama bazı şeyler olduğu gibi duruyor...Beden mahallesindeki evlerimiz ve şu karşımdaki camii....ablamla ağbim bu camide kuran kursuna giderlerdi,bazan yanlarında beni de götürürlerdi....
 Kalenin içindeki kafeteryada,canlı müzik eşliğinde çay keyfimiz...
 
bir de videomuz vardı ama bir türlü yüklüyemedim.....
 
 
Bu yolculuk da hızımızı kesemedi,Adana'ya dönerken önümüzdeki haftaların planlarını yapmaya başladık bile....G.antep....Hatay....K.Maraş....Mardin.....