28 Şubat 2014 Cuma

GÜLLÜ :):)

Kimse yüzüme karşı bir şey söylemiyor ama,adım çoktaaan mahallenin delisine çıkmıştır herhalde.Ben kendimi bildim bileli; karşıma çıkan ne kadar kel-kör-şaşı-annesini kaybetmiş yavru,
yardıma muhtaç yaralı-bereli kedi varsa hepsini eve taşımışımdır.Ünoşumun kıyametler koparmasına,
çevremdeki insanların;"yazık değilmi bu kadına,hiçmi acımıyorsun annene"demelerine rağmen hiç
kimseyi dinlemem,daha doğrusu dinleyemem.Ben yardıma muhtaç bir canlıya sırtımı dönüp GİDEMEEEEEEMM.

Hal böyle olunca evdeki kedi nufusunun hızla artması kaçınılmaz oluyor doğal olarak.Bu kediler ordusuna,barınakdan alınmış iki köpek de ilave olunca, adımın deliye çıkmasına şaşmamak gerekir.
Mahallenin delisi oldum, bari blogların delisi olmayayım diye burada mümkün olduğunca
kediden-köpekden bahsetmemeye çalışıyorum.Bundan dolayıdır ki size Güllü'den hiç bahsetmedim.

Ama bugün size onun hikayesini anlatacağım.

Bunda tam 9 ay önce internette sörf yaparken"ACİL SÜT ANNE"ilanıyla karşılaştım.Böyle ilanlarla
zaman zaman karşılaşıyorum ama onların çoğu İstanbul-İzmir veya Antalya'dan olurdu.Bu ilan Adana'dan verilmişti hemen verilen numarayı aradım,aslında amacım sahiplenmek değil,ilanı verene
birkaç tavsiyede bulunmaktı.Konuşurken ilanı veren hanımın bu işlerden hiç anlamadığını farkettim
ve iş çıkışı buluşarak kediciği teslim aldım.

Güllü'ye ablamla beraber vardiyalı olarak baktık,ofiste olduğum zaman ablam bakardı,akşamları ve haftasonunda vardiyayı ben devr alırdım.Hatta Güllü bize geldikten 3 gün sonra Ankara'ya gitmemiz gerekti de taşıma çantasına koyduğumuz gibi onu da Ankara'ya" Ela yengesine" götürdük.

Normal şartlarda kedilerin doğum yapmasına izin veremem,içim sızlayarakda olsa onları kısırlaştırırım.Ama Güllü birgün tam 7 saat kaybolduktan sonra, parça pincik olmuş ve Leo'nun pençesine dönüşmüş bir patiyle eve geldiğinde,eğer iyileşirse bir kez olsun doğurmasına izin vereceğim diye kendi kendime söz vermiştim.

Bugün Güllümüz doğum yaptı,cinsiyetlerini henüz bilmediğimiz 3 yavru dünyaya getirdi.

Uzun süredir bebek kediye hasret kalmıştık, yaşasın!!!! evimiz yine şenlendi.....:):)

                            Güllü'nün bebekliği.Tahminen bize geldikden 5-6 gün sonraki hali....

                                        Doğumdan beş gün öce çekilmiş fotoğraflar....

     Önümüzdeki günlerde, bebeklerimiz büyüyüp biraz ele gelir oldukları zaman,
     onların haberlerini ve fotoğraflarını paylaşmak üzere şimdilik hoşça kalın......

31 Aralık 2013 Salı

KARATAŞ..!!!


AFAD 136.dönem olarak,bir hafta boyunca,internetten haberleşerek bu hafta sonu Karataş'a gitmeye karar verdik....


Adana'ya 50 km. uzaklıkta,Akdenizin kıyısında şirin bir ilçedir karataş.Normalde Adananın incisi,
beş yıldızlı bir tatil beldesi olması gerekirken, gereken önem verilmemiş,ne yazık ki.....
Türkiyenin hemen hemen heryerinde kendisini gösteren çarpık kentleşme, bu güzel ilçeyide esir almış maalesef.İçim sızlayarak caddelerde dolaşıken,umutsuz bir şekilde,keşke buraya da  Türkiyenin dahi belediye başkanı YILMAZ BÜYÜKERŞEN gibi biri gelsede Karataş'ın çehresi biraz değişse diye hayal ediyorum.
Ama burda, onun bile işi zor.Gerisini siz düşünün gari....


Önce dalyana gidiyoruz.......
                         Burda arkadaşların yardımlarıyla uzun pozlamayı deneyeceğim....
          Bunu öğrenmenin, en iyi yolunun deneme-yanılma yöntemi olduğunu söyledi arkadaşlar...
                                                                 denedim-yanıldım.....
                                                   denedim-yanıldım....
                   Sualp ve Mehmetin canhıraş çabalarına rağmen tövbe birşey anlamadım.....
                                                                        Barınak......

                         Sosyetik yaşamdan,sokaklara düşen bir petshop mağduru daha......


                                                                 Atlas bebek.....
  
  Bütün gün, soğukdan,rüzgardan ,eğilip-kalkmaktan,koşup-atlamakdan helak olmuş bir durumda    
     kendimizi "gizli bahçe"ye atıyoruz.Bugünün ödülü.; rakı-balık.....
Yemekden hemen sonra  Adana'ya dönmemiz gerekirken,kimse birbirinden ayrılmak istemediğinden,sahilde kahvelerimizi içip sonra yola düştük.

Tadı damağımızda kalan bu güzel günün sonunda,darısı bir sonraki etkinliğe diyerek vedalaştık.

20 Aralık 2013 Cuma

KIRKINDAN SONRA

Her yıl tiyatrolar perdelerini açmadan hemen önce;"bu yıl,haftada bir günü tiyatro günü ilan edip bütün oyunları görecem"diye kendi kendime söz verirdim hep.Ama hernedense bu sözü bir türlü gerçekleştiremedim şimdiye kadar.

Uzun lafın kısası,tiyatro çok istememe rağmen  hayatımın rutini olamadı birtürlü.

Birkaç gün önce,AFAD 136. dönem olarak aramızda sözleştik ve dün "KIRKINDAN SONRA"adlı komedi bir oyuna gittik.Ben Ünoşumla katıldım,uzun süredir Ünoşun bu kadar içten kahkaha attığını duymamıştım.

AFAD'ın ruhu yolu açtı.Bundan sonra hedef haftada bir tiyatro......


Fuayeye çıktığımızda çektirdiğimiz hatıra fotoğrafları.....

soldan-sağa; Jale-Sıla-Sinem-Seçil-Muazzez-Mehmet-Saniye-Şehri ve Yeliz

20 Kasım 2013 Çarşamba

FOTOĞRAFCILIK SEVDASI

Benim fotoğrafa olan ilgimi ve aynı zamanda bilgisizliğimi,herhalde, Mısırdaki sağır sultan bile duymuştur.

Bu böyle gitmez diyerek, sonunda şeytanın bacağını kırdım ve AFAD(Adana Fotağraf Amatörler Derneği)'nin 2013-Ekim ayında açtığı kursa yazıldım.

Teorik dersler sırasında,"eyvah,ben bu işi kıvıramayacağım"paniği,kur sonunda düzenlenen gezilerle,
yavaş yavaş taşların yerine oturmasına ve biraz olsun sakinleşmeme yerini bıraktı.

Bu kursa katılmamın başlangıçta asıl nedeni, çektiğim hatıra fotoğraflarını daha iyi çekebilmek için
teknik öğrenmekti.Ama işin içine bir kez girdinizmi hiç de öyle olmuyor.AFAD insanın ufkunu açıp, vizyonunun genişlemesini sağlıyor.

Ticaretin çirkin,kıran kırana ve insanı canından bezdiren rekabetinden sonra,AFAD'ın centilmen ruhu bana çok iyi geldi.İlgilenen herkese tavsiye ederim.

Eveeet,sırada çektiğim fotoğrafları görücüye çıkarmak var,eleştirilerinizi yaparken,bu işe yeni başladığım gerçeğini göz önünde tutmanız dileğiyle...

İyi seyirler efendim....













 












19 Ekim 2013 Cumartesi

LEO'NUN AŞKI....!!!!!!

Laf aramızda Esin abla biraz kıskançtır....

Önce bir kendi mucuk gözlü oğlu Hektor'a bakıyor,sonra bir de benim ceylan gözlü oğluma bakıyor ve tabiki doğal olarak kıskançlığından çatır çatır çatlıyor,sonrada hızını alamayarak benim aslan oğluma saymadığını bırakmıyor.

Loo-kılıksız-sokak çocuğu-görgüsüz-öküz-konyakçı ,benim ceylan gözlü oğlum için seçtiği sıfatlardan sadece birkaç tanesi.

Bu kadar rencide edilmesine rağmen Leo, Esin ablayı bitmeyen bir aşkla sever...

Bence bu aşk, çok da karşılıksız sayılmaz.Siz ne dersiniz?



18 Ekim 2013 Cuma

DİYARBAKIR...!!!!

Kurban Bayramı tatili tam dokuz gün.Sizce ben bu fırsatı kaçırırmıyım?

Tabiki de kaçırmadım,tatilin iki gününü Diyarbakır gezisine ayırdım.

Neden Diyarbakır?Çünkü orada çakı gibi bir askerimiz var.

Hal böyle olunca,askerimizin cici karıcığı,anneciği ve de sevgili anneanneciği,benden önce
düldüle doluştular.

16.Ekim.2013 saat:4.30 da düştük Diyarbakır yollarına,tam 5 saat sonra Diyarbakırdaydık.....


Askerimizi teslim aldıktan sonra,sabah kahvaltısı için Dicle nehri kıyısında bir piknik alanı bulduk...
 
 

Güneş aşırı derecede ısıtmaya başlayınca,kampımızı ağaçların arasına taşıdık....

                                                Ünoşum yine mutlulukdan dört köşe
 kendi demlediğimiz çay...görüldüğü üzere;ince belli bardaklar bile unutulmamış.....
                                                                 
 
 Ertesi gün,otelde yapılan kahvaltıdan sonra,sohbet etmek için gittiğimiz Kahve Diyarı...

İnsanlar güler yüzlü,servis harika,ikramlar çok lezzetli,yolu düşen herkese uğramasını tavsiye ederim.

 Bu sefer acemiliğime geldi,bir dahaki sefere ben de bundan yiyeceğim....


                                                Ünoşun Türk kahvesi keyfi....
Teknolojiyi seviyorum...bundan sonra nereye gidelim diye düşünürken, internetten Diyarbakırın
görülecek yerlerini aramaya başladık.Meğerse bir gün önce piknik yaptığımız Diclenin üzerindeki 10 gözlü köprü çok popülermiş,Bu yörenin insanları, Dicle nehrinin Allaha giden yol olarak görüp,tam da Kurban bayramında yazdıkları dileklerini köprünün üstünden attıklarında,dileklerinin kabul olacağına inanılarmış....Hemen oracıkta peçetelere yazdığımız dileklerimizi 10 gözlü köprüden atmak için yola koyuluyoruz........
 
Önce hatıra fotoları çekmek gerek....






                       Sizce bu gelin-kaynana nereye gidiyorlar böyle koştura koştura....
 Cevap: tabiki de dileklerinin,yolda takılmadan, Allaha ulaşacak, en uygun yeri bulmaya çalışıyorlar..


                             Muharrem Ustada yenilen nefis bir öğle yemeğinden sonra....
 


                                           Adana'ya dönmek için yola koyuluyoruz.....