1 Haziran 2014 Pazar

NORM BORU'NUN HALLERİ !!!!!



                                                               Kız nişanlı.....
                                                 
                                                           Gelin iki canlı.....


                                              
                                                        Kocakarının hali ortada....

                                                Norm boru'nun işlerimi?

                                                .......................................................??????????????

                                                .......................................................!!!!!!!!!!!!!!!!!

                                               ...........................................................:):):):):):):):)

                                              

                                                  AMAAAAANNN!!!!!

19 Mayıs 2014 Pazartesi

KUYRUK ACISI !!!

Kuyruk acısının hikayesini bilirmisiniz?

Durun ben size anlatayım.

Adamın biri,bir yılanla can ciğer arkadaşmış.Yedikleri içtikleri ayrı gitmezmiş.
Adamın oğlu bir gün yılanı öldürmeye kalkmış,
Daha atik davranan yılansa çocuğu sokarak öldürmüş.

Bunu gören öfkeli baba,eline geçirdiği bir kürekle deliğine kaçmaya çalışan yılanın kuyruğunu koparmış.

Gel zaman git zaman,adam pişman olmuş.Yılanın yanına giderek"yılan kardeş gel geçmişi unutalım,yine eskisi gibi dost olalım" demiş.

Yılan acı acı gülerek,sende bu evlat acısı,bende de bu kuyruk acısı varken zor,çok zor dostum demiş.

Yıllar sonra benimle tekrar dost olmaya kalkışanlara ithafen.......

11 Mayıs 2014 Pazar

GÜZEL EVİMİ TAKDİMİMDİR

"Görmemiş evini yenilemiş,göstermelere doyamamış"demezseniz,size evimle ilgili birkaç kare
takdim etmek istiyorum.

Fotoğraf karelerini, elimden geldiğince güzel çekmeye çalıştım ama ne sevgili İpek'in(hep yeşil) ne de sevgili Ayda'nın(cafe nohut) aydınlık fotoğraflarına pek benzetemedim.

Neyse canım,"sabırla koruk,pekmez olurmuş".Deneye deneye ben de bir gün onlar gibi aydınlık fotoğraflar çekerim inşallah....


























vee,evimizin trikotaj makinası,ahçısı,reçelcisi,turşucusu,pastacısı,çiçek sulayıcısı,kedi-köpek bakıcısı,bakkaldan ekmek-kasapdan et alıcısı,tepesi atarsa hepimizin azarlayıcısı yani evimizin kraliçesi.Ünoşum,bu ev seninle güzel.Anneler günün kutlu olsun canım annem....
 

6 Nisan 2014 Pazar

GÜLLÜ'NÜN CÜCÜKLERİ

Güllü doğum yapar yapmaz,ilk işim,pelüş parçaları satan bir mağazaya gidip bir pelüş parçası almak
olmuştu.Bebişlerin fotoğraflarını çekecem ya, güzel bir fon oluşsun fotoğraflar güzel ve şık çıksın diye.

Ama her zaman oluğu gibi evdeki hesap çarşıya uymadı.İlk 2 hafta çok küçük oldukları için ben bu işe kalkışmadım,2.haftadan 4.haftaya kadar da Güllü izin vermedi,çünkü bebişleri çok kıymetli, annelik iç güdüsüyle onlara bir şey olacak diye, ne zaman elime fotoğraf makinasını alsam ya gidip üstlerine yatıyor, ya da enselerinden tuttuğu gibi teker teker yuvalarına taşıyordu.

Bugün 5.haftaları bitti, artık biraz daha beklersem en sevimli hallerini kaçıracam.Sol bileğimdeki
münasebetsiz bir sinirin sıkışmasına ,sağ bacağımdaki lif yırtılmasına ve belimdeki muhtemelen
kireçlenmeden kaynaklanan ağrılara aldırmadan,aldım fotoğraf makinasını elime.....

Buyurun beraber izleyelim efendim,iyi seyirler....


                                                          CANCAN
                                                                     MURATCAN


BİRCAN







28 Şubat 2014 Cuma

GÜLLÜ :):)

Kimse yüzüme karşı bir şey söylemiyor ama,adım çoktaaan mahallenin delisine çıkmıştır herhalde.Ben kendimi bildim bileli; karşıma çıkan ne kadar kel-kör-şaşı-annesini kaybetmiş yavru,
yardıma muhtaç yaralı-bereli kedi varsa hepsini eve taşımışımdır.Ünoşumun kıyametler koparmasına,
çevremdeki insanların;"yazık değilmi bu kadına,hiçmi acımıyorsun annene"demelerine rağmen hiç
kimseyi dinlemem,daha doğrusu dinleyemem.Ben yardıma muhtaç bir canlıya sırtımı dönüp GİDEMEEEEEEMM.

Hal böyle olunca evdeki kedi nufusunun hızla artması kaçınılmaz oluyor doğal olarak.Bu kediler ordusuna,barınakdan alınmış iki köpek de ilave olunca, adımın deliye çıkmasına şaşmamak gerekir.
Mahallenin delisi oldum, bari blogların delisi olmayayım diye burada mümkün olduğunca
kediden-köpekden bahsetmemeye çalışıyorum.Bundan dolayıdır ki size Güllü'den hiç bahsetmedim.

Ama bugün size onun hikayesini anlatacağım.

Bunda tam 9 ay önce internette sörf yaparken"ACİL SÜT ANNE"ilanıyla karşılaştım.Böyle ilanlarla
zaman zaman karşılaşıyorum ama onların çoğu İstanbul-İzmir veya Antalya'dan olurdu.Bu ilan Adana'dan verilmişti hemen verilen numarayı aradım,aslında amacım sahiplenmek değil,ilanı verene
birkaç tavsiyede bulunmaktı.Konuşurken ilanı veren hanımın bu işlerden hiç anlamadığını farkettim
ve iş çıkışı buluşarak kediciği teslim aldım.

Güllü'ye ablamla beraber vardiyalı olarak baktık,ofiste olduğum zaman ablam bakardı,akşamları ve haftasonunda vardiyayı ben devr alırdım.Hatta Güllü bize geldikten 3 gün sonra Ankara'ya gitmemiz gerekti de taşıma çantasına koyduğumuz gibi onu da Ankara'ya" Ela yengesine" götürdük.

Normal şartlarda kedilerin doğum yapmasına izin veremem,içim sızlayarakda olsa onları kısırlaştırırım.Ama Güllü birgün tam 7 saat kaybolduktan sonra, parça pincik olmuş ve Leo'nun pençesine dönüşmüş bir patiyle eve geldiğinde,eğer iyileşirse bir kez olsun doğurmasına izin vereceğim diye kendi kendime söz vermiştim.

Bugün Güllümüz doğum yaptı,cinsiyetlerini henüz bilmediğimiz 3 yavru dünyaya getirdi.

Uzun süredir bebek kediye hasret kalmıştık, yaşasın!!!! evimiz yine şenlendi.....:):)

                            Güllü'nün bebekliği.Tahminen bize geldikden 5-6 gün sonraki hali....

                                        Doğumdan beş gün öce çekilmiş fotoğraflar....

     Önümüzdeki günlerde, bebeklerimiz büyüyüp biraz ele gelir oldukları zaman,
     onların haberlerini ve fotoğraflarını paylaşmak üzere şimdilik hoşça kalın......

31 Aralık 2013 Salı

KARATAŞ..!!!


AFAD 136.dönem olarak,bir hafta boyunca,internetten haberleşerek bu hafta sonu Karataş'a gitmeye karar verdik....


Adana'ya 50 km. uzaklıkta,Akdenizin kıyısında şirin bir ilçedir karataş.Normalde Adananın incisi,
beş yıldızlı bir tatil beldesi olması gerekirken, gereken önem verilmemiş,ne yazık ki.....
Türkiyenin hemen hemen heryerinde kendisini gösteren çarpık kentleşme, bu güzel ilçeyide esir almış maalesef.İçim sızlayarak caddelerde dolaşıken,umutsuz bir şekilde,keşke buraya da  Türkiyenin dahi belediye başkanı YILMAZ BÜYÜKERŞEN gibi biri gelsede Karataş'ın çehresi biraz değişse diye hayal ediyorum.
Ama burda, onun bile işi zor.Gerisini siz düşünün gari....


Önce dalyana gidiyoruz.......
                         Burda arkadaşların yardımlarıyla uzun pozlamayı deneyeceğim....
          Bunu öğrenmenin, en iyi yolunun deneme-yanılma yöntemi olduğunu söyledi arkadaşlar...
                                                                 denedim-yanıldım.....
                                                   denedim-yanıldım....
                   Sualp ve Mehmetin canhıraş çabalarına rağmen tövbe birşey anlamadım.....
                                                                        Barınak......

                         Sosyetik yaşamdan,sokaklara düşen bir petshop mağduru daha......


                                                                 Atlas bebek.....
  
  Bütün gün, soğukdan,rüzgardan ,eğilip-kalkmaktan,koşup-atlamakdan helak olmuş bir durumda    
     kendimizi "gizli bahçe"ye atıyoruz.Bugünün ödülü.; rakı-balık.....
Yemekden hemen sonra  Adana'ya dönmemiz gerekirken,kimse birbirinden ayrılmak istemediğinden,sahilde kahvelerimizi içip sonra yola düştük.

Tadı damağımızda kalan bu güzel günün sonunda,darısı bir sonraki etkinliğe diyerek vedalaştık.

20 Aralık 2013 Cuma

KIRKINDAN SONRA

Her yıl tiyatrolar perdelerini açmadan hemen önce;"bu yıl,haftada bir günü tiyatro günü ilan edip bütün oyunları görecem"diye kendi kendime söz verirdim hep.Ama hernedense bu sözü bir türlü gerçekleştiremedim şimdiye kadar.

Uzun lafın kısası,tiyatro çok istememe rağmen  hayatımın rutini olamadı birtürlü.

Birkaç gün önce,AFAD 136. dönem olarak aramızda sözleştik ve dün "KIRKINDAN SONRA"adlı komedi bir oyuna gittik.Ben Ünoşumla katıldım,uzun süredir Ünoşun bu kadar içten kahkaha attığını duymamıştım.

AFAD'ın ruhu yolu açtı.Bundan sonra hedef haftada bir tiyatro......


Fuayeye çıktığımızda çektirdiğimiz hatıra fotoğrafları.....

soldan-sağa; Jale-Sıla-Sinem-Seçil-Muazzez-Mehmet-Saniye-Şehri ve Yeliz